Kazdağları... Ve Zamansızlığı ...
Eminim ki bir çoğumuzun ruhu ait olduğu yeri arıyordur, bazılarımız bunun farkında bazılarımız değil … Ama ruhlarımız farkında, en derinden hissediyor nerede olmak istediğini.
Hani bazen bazı ortamlarda içimiz sıkılır ama o sıkkınlığın sebebi o ortamdaki kişiler değildir biliriz ve anlam veremeyiz. Hatta bazen o ortam yaşadığımız evimiz bile olabilir, evimizde bizden başka kimse yoktur belki ama içimizi sıkan bir enerji hep oradadır. Evimize gelen can arkadaşlarımız evimizi çok sever çok sıcak bulur belki de ama biz oraya ait olmadığımızı biliriz derinden hissederiz.
Tarifi zor duygular bunlar. Hatta çoğu zaman teşhisini koymak anlamak bir ömür sürebilir, öylece yitip giden koca ömür olur belki de…
Tüm bu yazdıklarım benim için de geçerli, uzun zaman ait olduğum yeri bulabilmek için ülkeler gezdim, tek başıma sokaklarda kayboldum kendimi aradım, belki de ruhumu yakalamaya çalıştım. Hatta kendime çok yakın hissettiğim işte burası! dediğim yerler oldu oralara birden fazla kez gittim, ama nedense sonraki gidişlerimde ilk hissettiğim heyecanı hissedemedim ve yanlış alarm dedim başka yöne çevirdim pusulamı.
Sonra yine varoluş yada ait oluş sancıları yaşarken zor günlerden geçiyorum dediğim bir zaman rotamı aniden ve yeniden Kazdağları’na çevirdim, burada ailemin evi var evet yazlık dediğimiz türden. Yıllardır buradayız ben burada büyüdüm kanımda buralar var desem yalan olmaz. Daha Altınoluk tabelasını gördüğümde içimde hala buraya ilk geldiği günkü gibi hisseden Elif aniden neşeyle ortaya çıkıveriyor.
Evet şu an İzmir’den ani kararla geldiğim birkaç günlük karargahımdayım, çocukluğumda gençliğimdeyim. Yalnızım ama içimde bir huzur var, dağlarda gezmek bildiğim belki de yüzlerce kez gezdiğim köylerde yeniden gezmek istiyorum. Denize yeniden taş atacağım için, denizi,havayı,soğuğu,rüzgârı yeniden hissedeceğim için çok heyecanlıyım. Hayatta olduğumuzu bunları hissetmeden başka nasıl anlayabiliriz ki?
Kazdağları benim için çok özel bir yer ve bence popüler bir terimle aurası çok başka olan ruhuma dokunan bir yer. Mitolojiye ait olmasının da etkisi var sanırım.
Ben hayatımın hep burada geçeceğini hissettim hatta içten içe istedim. Burada âşık olmak ve en huzurlu ve mutlu aileyi kurmayı düşledim. Bunun için belki bir şansım olmuştu zamanında ama maalesef ki gençliğimin verdiği hırsla bu şansı kaçırdım. Şimdi onu telafi etmem çok zor. Belki de böyle olması gerekiyordu hayalimde kalan bir hayat gerçek olsa belki de hayalimdeki gibi olmayacaktı, hiçbir zaman nasıl olabileceğini bilemeyeceğim.
Şu an bu satırları yazarken o kişinin çok da uzakta olmadığını ama bir o kadar da çok uzak olduğunu bilmek hafiften canımı acıtsa da yine de burada olduğum için mutluyum. Kim bilir belki birkaç güne rastgeliriz bir köyde.
Bu aşk mı başka bir duygu mu bilemiyorum, belki kimine göre takıntı halidir. Hayat her zaman kendi evreninde kendi zamanında kendi bildiğini okuyor ve her şeyin bir sebebi var anlarız elbet bir gün…
Bu satırları yazarken fonda bilmem kaçıncı kez çalan şarkı “Aşk Hiç Biter Mi? “ . Şarkının bir cümlesinde “Kalır bir soru yanıtında, bi’ komşu suratında”, burada komşu "köylü teyzeler" oluyor, aklıma “ o an”ı getiren ve gülümseten beni ama bi yandan da içimden bir şeyleri koparıp götüren.
Derin bir nefes alsak geçecek herşey bu dağlar bu doğa iyi gelecek ama her insan bu toprakların anlatmak istediklerini anlayamaz.
Hayatımın kalan yıllarını belki yaşarım burada yada burada gibi hissettiğim bir başka yeri en kısa zamanda bulabilir ruhumu özgürleştirebilirim.
Yorumlar
Yorum Gönder